18 Temmuz 2013 Perşembe

travestiler hakkında


Değerli okurlar bu yazımda sizlere türkiyedeki bütün travestiler hakkındaki hazırladığım düşüncelerimi ve görüşlerimi sunacağım teşekkürler..
Evet arkadaşlar size veya bir başkasına travestilerin hangi şehirde daha çok olduğunu soracak olursak vereceğiniz başlıca cevaplar ankara,
istanbul ve izmir doğrusuda bu zaten şehir nufusuna göre travesti sayısıda o şehirde artar örneğin şuanda en çok travesti istanbul’da ardından
ankara ve izmir gelir diğer şehirlerde travesti yokmu var, ancak bu şehirlerde travestiler daha çok. Benim ve diğer arkadaşların en çok üzüldüğü
olaylardan biriside travesti cinayetleri. Travesti cinayetleri gün geçdikce artmakda her geçen gün homofobiler çoğalmakda ancak bunun karşısında duran
çok nadir avukatlar, dernek üyeleri var.. Mesela çok değil bundan bi kaç ay önce İstanbul Beylikdüzünde saat gece 3:00 sularında bir travesti kurşunlanarak
öldürüldü.. Ankarada güzelliği dillere destan olmuş olan cindy çağla lakablı travesti ise bundan 2-3 sene önce webtasarımcısının bıçaklı saldırısına
uğruyarak yaşama veda etmişdi… ve yakın zamanımızda ise yaşanan bir olay izmir kuşadasında ikamet eden dora isimli travesti arkadaşımızda homofobiye
kurban gitti.. Bunlar sadece benim sayabildiklerim ve birde sayamadıklarım var tabiki onlarıda araşdırarak bulabilirsiniz. Yani artık birileri bu homofobiye
dur demeli kelle koltukda gezen bu insanlara nasıl olsa travesti deyip 3. sınıf insan gözüyle bakılmamalı sizlerin kalbi nasıl atıyorsa kan dolaşımınız nasılsa
travestilerde öyle onlarda birer insan değilmi ? Evet arkadaşlar makalemde ilk olarak yer vermek istediğim konu bu şekilde idi şimdi bir diğer konumunuza dönelim
Travestimi dedin?
TRAVESTİ Mİ? DEDİN
”Ne dedin sen kime dedin banamı dedin,sanırsam bana dedin.Diye başlıyor ilk alınganlıklar ve arkasından geliyor arka arkaya bak travesti.Oysa ki bilmiyosun bende
bir yürek taşıyorum.Neyse alınmıyorum üzülme arkadaş”.sözleriyle başlar hayatlar.Bir travesti en çok hangi şehirde hangi bölgede bu kadar çok maruz kalır bu sözlere.
Tabiki de ilk aklımıza galen istanbul travestileri ,ne kadar çok karşımıza çıkıyor. istanbul travesti denilince hemen hemen her yerde karşılıyoruz ve onları
görünce söylediğimiz sözlerin başında aa bak travesti.Neyseki istanbul travestiler daha sıcak kanlı bakıyor bu olaya artık metropol bir şehirde
yaşamanın verdiği bir alışkanlık olsa. Peki ya ankara travestiler deyince aklımızda ilk ankara travestileri nasıl tepki verir diye kaç soru geliyor.Ben acele
edip söyleyim ankara travesti denildiği gibi öyle hırçın değil gayet sıcak kanlı bi şekilde karşılıyolar.sonuçta hepimiz insanız neden böyle bir tepkiyle karşı
karşıya geliyoruz onuda bir türlü anlamıyorum.Belkide insanlar ilk defa bir travesti gördükleri için bu kadar tepki veriyolar sanırsam heyecanlanıyolar.
Ya o izmir travestileri yokmu ah o izmir travestiler dedirtiyor bizlere.izmir travesti egenin güzelleri yolda yürürken bir kadın edasında yürüyorlar ne mutlu o
nlara.Gerçi İzmir halkı alışmış gayet normal karşılıyorlar,tabi arkadaşlarımızıda bunun tadını çıkarıyolar her yerde karşımıza çıkıyolar laf atılmış veya
atılmamış onların umrunda bile değil.Şimdi kıskanmamak elde değil hadi bakalım travesti arkadaşlarımız İzmir’in kıymetini bilin. Şimdi şehir şehir travestiler
saymaya başladık ama bu arada dikkat ettimde Türkiye’nin her yerinde nerdeyse hemen hemen travesti arkadaşımız yaşıyor.Bak şimdi aklıma mesela; Diyarbakır
travestileri geldi.Hakikaten ya Diyarbakarı travestiler derken bile insan şaşırıyor onlar yolda yürüyebiliyormu ki bide laf işitsinler. diyarbakır travesti
denince bi kaç tane tanıdğım arkadaş var onlarla bi kaç görüşmem olmuştu sadece geceleri araba ile çıktıklarını sölemişlerdi bana.Gerçekten üzücü ama sonuçta
bir nevi ekmek parası,yoksa Diyarbakır’da bi travestinin yaşaması çok gereksiz büyük şehirler varken.Sonuçta hala Diyarbakır insanı daha normal açık bayana
alışmamışken bir travestiye nasıl alışssın.Ee halk gözü ile baktığımız zamanda sanırsam daha mantıklı düşünebiliyoruz.Eee devam edelim şehir şehir bakıyorum başka
hangi şaehir var.Aa Bursa’yı nasıl unurutum ben ya.Çok pardon ( gülüyorum burda çaktırmayın).Bursa travestileri sizleri seviyorum,seviyorum sizleri yuppi.
Bursa travestiler mi demeyin işte güzel arkadaşlarımız,Hepsi birbirinden uçuk kaçık sahi sizler nasıl yürüyosunuz yolda ya,biz bursa çocuğuyuz her yerde
yürürüz havasıylamı takılıyorsunuz anlamadım gitti.Önemli olan insan gibi kabul görüp yürümek.Neyse bırakalım Bursada ki travesti arkadaşlarımızda başka
başka şehirlere geçelim mesela hangi şehirle devam etsem diye düşünüyorum.Aaa buldum tamam..
Şöyle biraz daha uzağa gidelim günaydoğu anadolu tarafına.Ve tabikide Adana travestileri; ee adana travestiler deyince neler aklımıza geliyor düşünüyorum
düşünüyorum adana travesti! Ahh buldum iyiler hoşlar güzeller..bu kadar kısa süreceğini bilmiyordum.
Şimdi sırada hangi il var şöyle bi bakalım ankara travestileri olabilirmi.Ohh turistin bol olduğu antalya travestiler olarak tursite hizmet son gaz devam.
Antalya travesti yoğunluğun olduğu bir şehir ne varki şehir de travestilere oldukca saygı yok..Ama yaz sezonu için böyle diyemeyiz tabikide.Ben bi kaç kere
gittim Antalya ya her gittiğimdede muhakkak bi travesti gördüm hiç belli etmiyolar desem yeridir.Antalya travestileri genellikle yolda geceleri çalışıyolar.
İnternet üzerinden çalışan pek çok travesti yok.Bu yaz gelsin tekrar bi Antalya yapmayı düşünüyorum.Neyse Antalya yı ve istanbul travestileri ni kendileri
ile başbaşa bırakıyorum bol şans diliyorum.Ve başka bir şehire geçiyorum..
Hımm birazda Karadenize gidelim mi o güzel karadaenizin güzel şehri istanbul travestileri hakkında bilgi edinelimmi.Samsun travestileri bana göre o
kadar güzel o kadar alımlı ki inanmıyorum bir tanesini yakından gördüm olay.Kendi kendime bu ne ya dedim,hey maşallah.Düşünüyorumda Samsun ne alaka,ama
makalemizin başındada söylediğim gibi artık travestiler ve travesti sevenler her yerde var.Bunun samsunu diyarbakırı vanı kalmadı.AA aklıma geldi hakkaridede
travesti varmı.Makalemi okuyan biri olursa bana mail atsın olup olmadığını bilen biri.Ay geçelim samsun travesti güzellerinee..Siz niye bu kadar güzelsiniz
söyleyin bakalımi,muhakkak bu güzelliğin bir sırrı olmalı değilmi.Bakın o güzelliği boşa harcamayın samsunluları o kadar üzmeyin güzelliğinizlee.Sizlere
hayranım bunu bilmenizi isterim..Sizede elveda dedikten sonra başka bişehre geçelim artık.
Piştt izmir travestileri hey ordamısınız,hemşehrilerim nasılsınız.Biliyomusunuz bende izmitliyim avrupa kenti Kocaeli.EE şehir avrupa kenti olunca
Kocaeli travestileri de ister istemez avrupai oluyolar.Kocaeli travesti eşittir Avrupai travesti..Ahh o şehirde travesti olmak herallde heralldeee
7dedirtityor adama..Ama son zamanlarda kocaeli travestileri arkadaşları maalesef zor günler geçiriyor,Artık emniyet ve ahlak iyice sıkıştırıyor
arkadaşlarımız nerdeyse artık hiç çalışamayacak durumdalar.İyide ahlak neden bir travesti evini basıyor,sonuçta zine artık suç değil heleki travesti
kanunu diye birşey yok.Bence bu tamamen mahalle baskısı dedikleri şey.Sanırsam izmitte travesti istemiyolar.Oysaki ne kadarda avrupai ne kadarda olgun
benim memleketimin insanları,neden böyle yapıyolar anlamıyorum.
Ve son olarak jale hanımın makalesinde derlediğim bir kısmı sizinle paylaşmak istiyorum
Saçı yüzünü örtüyordu. Makyajı birbirine karışmış, devrilmiş gibi uzanırken gittikçe artan bir öksürük nöbetiyle uyandı. Zar zor doğruldu, arkasında
ki yastığı kaldırdı, sırtını yasladı. Yanında ki konsolda, dün geceden bir şarap şişesi, yarısı dolu bir kadeh, müşteriden elli lira ve tıka basa
izmarit yığını küllüğün yanında duran sigarasına uzandı. Paket boştu, elinde buruşturup bir kenara fırlattı ve küllükten daha az içilmiş bir izmarit
bulup yaktı. Oksijen maskesine yapışır gibi çekti içine dumanı. Sigaradan iki nefes alabildi ancak, yeni bir öksürük nöbeti ve izmariti küllüğe bastı,
yataktan kalktı, banyoya yönlendi. Bir ara kaydı ve sendeledi, ayağına yapışan kullanılmış prezervatifi küfrede ede bir kenara fırlattı. “Hep beni koruyan
şeylere nankörlük ediyorum” diye hayıflanarak banyoya girdi, rutin bir şeymiş gibi klozete eğilip ağız dolusu kustu. Taharet musluğundan akan suyla ağzını
çalkaladı, kalktı. Aynada gördüğünden pek hoşnut değil gibiydi, iğrenç bir şey görmüşçesine buruşturduğu yüzünü yıkadı. Tıraş oldu.


Pis bir kupayı öylesine çalkalayıp iki koca kaşık kahve ve bir avuç şekerle doldurdu. Başını ovuştura ovuştura, buzdolabından 3 tane aspirin aldı,
kuru kuru yuttu. Perdeyi araladı, bir umut, yoktu, güneş çoktan batmıştı. Sert kahvesi kasveti üzerinden atmasına yardım ediyordu. Açar açmaz çalan telefona
memnuniyetsiz cevaplar veriyor, gazete köşelerine adresler, isimler karalıyor, bazen de telefonu küfrede ede kapatıyordu. Yavaş yavaş bilincine kavuştu.
Midesi kazınıyordu, ekmeğin arasına biraz peynir koydu, televizyon seyrederken akşam kahvaltısını yaptı. Bir saat sonrada günlük işlerine koyuldu.


Saat on gibi hazırlanmaya başladı. 3. sınıf malzemelerle aşırı gösterişli makyajını yaparken ekşimiş şarabını yudumluyordu, çoktan içmeye başlamıştı bile.
Peruğunu özenle taktı, düzeltti ve memnuniyetsizce baktı aynaya. Kendisini beğenmeyi çok önceleri bırakmış sadece mide bulantısına çareler arayan pisikotik
bir yaratığa dönüştüğünü hissediyordu. Çantasını açtı içersine bir maket bıçağı, ıslak mendil, prezervatif, aspirin, kıpkırmızı bir ruj, cep telefonlarını
ve nedense bir de ayna koydu. Çekmeceyi açtı ve eski bir fotoğrafta ki kadına hüzünlü bir bakış fırlattı. Fotoğrafı öptü ve konsolun üzerinde ki şarap
kadehine yasladı. Yatağı kaldırdı, zulasından içi hapla dolu poşeti çıkarttı. Küçük küçük haplardan birini yuttu, kanına karışmasına vakti yoktu,
“belki de en kötüsü bu” diye düşündü. Kapının önünde durdu, her zaman ki duasını okudu ve evden çıktı.


Zifirle kaplı akşamda, ıssız ama en kestirme sokaklardan, takip ediliyormuşçasına etrafını gözetleye gözetleye, hızlı hızlı adımlarla yürürken,
olabilecekleri düşünmemeye çabalıyordu. Her gün ki gibi… Ana caddeye çıktığında rahat bir nefes aldı. Burası onun mekânı, kaçış yolları ya da
öldürülemeyecek kadar kalabalık ve şefkatli taştan bir bahçeydi. Yalnız çalışıyordu. Yanında duran arabalara erotik olması gereken hareketlerle yanaşıyor
ve pazarlık yapıyor, biniyor, biraz sonra aynı noktaya bırakılıyordu. Bazı lüx arabalardan atılan küfürlerden sıyrılmak için manevralar yaparken göz ucuyla
da mavi gömlekli, kahverengi coplu dostlarının gelip gelmediğine bakıyordu. Gri, doğan marka bir otomobilde ki iki adamla anlaştı arabaya bindi. Araba sote
bir yol kenarı kuytusuna yanaştı. Adamlardan daha zayıf olanı heyecanlı hareketlerle arka koltuğa, Jale’nin yanına oturdu. Birkaç öpücük darbesi aldıktan
sonra Jale et sakızına doğru eğildi. Az sonra ağzı dolu bir halde aceleyle arabadan çıktı. Tükürdü, pet şişede ki suyuyla ağzını çalkaladı. Araba ağır ağır
haraket etmeye koyulduğunda Jale emeğinin karşılığını almamıştı daha. Adamlar para vermeden hareket ediyorlardı, kapıya tutundu parasını istedi, bağırdı,
küfretti. Araba aniden hızlandı, Jale yere yuvarlandı. Can acısıyla yerden bulduğu küçük bir kaya parçasını arkalarından fırlattı. Maalesef hayatında ilk
defa hedefine ulaşmıştı yaptığı şey, adamlar durdular ve arabadan indiler, Jale arkasını döndü ve korkuyla kaçmaya başladı. Kaçarken sırtına aldığı yumruk
darbesiyle yere kapaklandı. Tekmelerden savunurken kendini bir yandan da çantasında ki sarı maket bıçağına uzandı. Sarı en sevdiği renkti. Sağa sola
rasgele savururken, adamlardan birinin koluna vurdu, durdular. Bu sayede tekrar kurtulmayı başardığını umarak koşarken kafasında koca bir taş patladı.
Elini kafasına götürdü, bir sıcaklık ve ıslaklık hissetti karanlıkta. Gözleri karardı, midesi ters düz oldu ve sendeleyerek yere düştü. Müşteriler
öldüğünü sandıkları şeyden hızla uzaklaştılar. Yüzü gözü kan bulanmış, çalılığın bir köşesinde sabaha karşı kendine geldi. Sürüne sürüne doğruldu,
caddeye vardığında bir taksi çevirdi. Taksiciye : “İki katı ücret öderim beni evime bırak” diyerek arka koltuğa uzandı.


Evinin kapısını açıp içeri girdi, yere yığıldı, ağzından kan geliyordu ama banyoya gidecek halde değildi ki, güç bela yatak odasına girdi, annesinin
resmini koynuna alıp yatağa uzandı. İç kanaması sayesinde hiç uyanamayacağı, derin bir uykuya daldı. Ağzından akan kan yastığa bulaşıyor, odada ki
kalorifer borusunda asılı ipin gölgesinde bir şey ölü gibi, ağır ağır sallanıyordu…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder